5 Mart 2013 Salı

Deportivo Sevdam


Bu blogda genel olarak gphaber.com da yazdığım köşe yazılarını yayınlıyorum. tabi genelde siyasi konulardan oluşan yazılarımı ne olur ne olmaz diye buraya koyuyorum ki en azından bir hatıra olarak kalsın, vay be zamanında neler yazmışız neler olmuş Türkiye de Dünya da” diyebileyim diye..
Bu kez tam anlamıyla kişisel bir konu hakkında yazayım dedim.
Bilenler bilir, kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Her zaman da gurur duymuşumdur. Kombine kart alıp Kadıköy de maçlara giderim. Hatta bir kez deplasmana bile gittim:) Seyrantepe TT Arena da yapılan ilk derbi de 6s galibiyeti gören şanslı kardeşlerinizden biriyim. Hatta o maça dair izlenimlerimi de yazmış blogda yayınlamıştım. Bi saniye linki bulup yapıştırıyorum hemen:)
Bi ara o yazıyı da okursunuz inşallah..
Neyse devam edelim.
Fenerbahçe nin dışında, zamanında Antu.com un adminlerinden YolcuMet in hazırladığı menejer.com vardı, orda Bastia takımını çalıştırıyodum. Böyle hattrick.org tarzı, çok baba bir oyundu. İşte adını ilk kez o oyunda duyduğum takım Bastia idi, bak kaç sene olmuş hala unutmamışım:) Bu yazının Bastiayla da alakası yok zaten, öyle aklıma geldi paylaşayım dedim:)
Fenerbahçeliliğim dışında tek bir takıma sempatim var. Deportivo La Coruna!
Yeni bi kulüp değil Deportivo, 1906 da kurulmuşlar. En büyük saygı duyduğum konuların başında formaları geliyor. Fenerbahçemin çubuklusu gibi (bunlarda adı Blanquiazul) her yıl birinci forması çubukludur. yıllar geçer,stiller değişir ama çubuklu değişmez. link de verecem size yıl yıl bakarsınız formalarına.
Laf aramızda 2001 senesi giydikleri bu sarı formaya da hastayım. internette ebay da fln araştırıyorum ara sıra bulan olursa haber versin ha:)
neyse, 99-2000 yılları olması lazım İspanya La Liga yı kasıp kavurmuşlardı. Zaten aynı yıl tarihlerinde ki ilk şampiyonluğu da kazanmışlardı. Dikkatimi çekti keratalar, adı da bi güzel, Deportivo, söylemesi falan hoş yani. Bak söyleyin, hak vereceksiniz: De-por-ti-vo
Sonra artık efsane midir mit midir yoksa gerçek midir bilmem, tee Barbaros Hayrettin Paşa zamanında Türklerle bi yakınlaşmaları olmuş, (nasıl bi yakınlaşmaysa artık:) ) adamlar stadlarında Türk Bayrağı açmaya başlamış. Başlamış dediysem de yeni birşey değil ha, baya baya açıyolar adamlar. İyice hoşuma gitti. Yunan takımı Panatinaykos ile eşleştikleri maçta, tabi rakibin Yunan da olması etkili olmuş, trübünde devasa bi Türk Bayrağı açıyorlar. Bizim Kadıköyde açtığımız kadar da büyük değil tabi:)

Aha bu da kadıköyde açtığımız bayrak..
Devam..
Deportivo İspanyolca ne demek biliyo musunuz?
Spor demek. Bizde var ya hani malatyaspor, kastamonuspor,adanaspor vs. bunların adı da aslında La Coruna Spor! Valla bak..Ama öyle bi sahip çıkmışlar ki isme,gooole yazın Deportivo direkt bizimkiler çıkıyor. Halbuki özellikle güney amerika da deportivo ile başlayan tonla takım var. La Liga da da var, deportivo alaves mesela.
Bide bilinmesi gereken, malum, İspanya karışık bi yer. barcelona katalanya, sevilla endülüs, bilbao bask bölgesi takımları. böyle eyaletler var, kendi içlerinde özerk. Deportivı da Galiçya bölgesinin takımı. ezeli rakibi de var tabi: Celta Vigo! beymiş, bu vigolular bizimkilere hakaret amaçlı Türk demişler, bizimkiler de hobaa, Türk dediler, aslında Türk gibi güçlüyüz biz demişler, sahip çıkmışlar.iyi kötü hikaye bu. hatta bizimkiler de celta ya portekizli diyolar.gene hakaret amaçlı tabi.
Bunlar tabi o dönemlerde popüler olunca dünya çapında taraftarlar kazanmışlar. Bi Real Madrid,Barcelona kadar olmasa da bir çok ülkeden sempatizanlar oluşmuş. Hollandali bi arkadaş, adı Leon, kulüple görüşerek Uluslararası Deportivo Taraftar Sitesi kurmuş resmi olarak. İşte oranın forumuna kaydoldum o gazla, sene 2003..La tam 10 sene olmuş ya:) Tabi ImHoTeP1907 nicki ile kayıt olduk. İlk zamanlar ooo Türk bayrağı açıyolar, lakabı Türkler miş hede hödö diyerek gururlandık, yazdık,yazıldık. E tabi zamanla konu bitti. Tamam işte adamlar açıyolar bayrak, ee?
Baktım muhabbet sarıyor, adamlar ciddi ciddi Deportivo tartışıyorlar. Ufaktan girdik içlerine. Ha bu arada Türk Bayrağı gazıyla foruma belkide binlerce Türk kaydolmuştur. “Helal olsun Depor, Forza Depor, Vamos Depor” yazarlar bi daha da gören olmaz. Neyse..
Klasik forum formatı tabi, servest kürsü tarzı bi yer var, bizim Antu ile 12 numara ile kıyaslanamaz. Geyik diye bişey yok abi adamlarda:) Serbest Kürsü de ne var mesela, bi stad resmi koyuyolar, ipuçları veriyolar bizde stadı buluyoruz fln:) bunun gibi değişik varyetalar, oyunlar, muhabbetler.. Bende ufak ufak bi alaka olmaya başladı Depor ‘ a karşı. topçuları biliyorum,transferleri takip ediyorum, hocalarını hatta başkanlarını bile tanıyorum:) bu arada büyük başkan Lendoiro nun bu sene başkanlığındaki 15. senesi..
gelgelelim işte bunlar 2000 den sonra, aynı cincon un jenerasyonu hesabı bi kaç sene daha gittiler. abi kimler yoktu ki takımda, Djalminha,Tristan, Roy Makaay, Mauro Silva, Valeron (ki hala takımdadır) vs. Avrupa da epey ses getirdiler. hele Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde ilk maçta 4-1 yenilip Riazor da 4-0 yenerek elemeleri vardır ki tadından yenmez.
yavaş yavaş eski gücünü kaybedip en sonunda 2011 de küme bile düştüler. foruma bakıyorum, adamlar hala yazıyor arkadaş! tabi bende yazıyorum:) Futbol onlar için sadece futbol. bide bizimkileri düşünüyorum, yenilince kıyamet kopar,hele ki tuttuğunuz takım bide küme düşse vay vay vay..Ama adamlarda bu yok, eleştiriyolar ama sahip çıkıyolar. Darısı başımıza ne diyeyim.
Segunda da bi sene oynayıp bu yıl yeniden La Liga ya çıktık. Ama işler kötü. Federasyon her yerde aynı Federasyon. O kadar kulübün borcu var,hem de Depor dan fazla borcu var, gittiler Deportivo ya haciz koydular, gelirlere el koydular. Yönetim kayyuma devredilecek sanırım. Başkanın açıklamalarını kaçırdım geçen hafta:) Kayyum öncesi devre arası 2 transfer  yaptılar biri 33 yaşında assunçao, diğeri genç silvio ama kiralık o da. 2. yarı ilk maçta CL potasındaki malaga yı yendik aslında. neden olmasın diyorum. Ama zor, hakkaten zor yani..
Bide yukarda bahsetmiştim ya vigoya Portekizli diyolar hakaret amaçlı diye, bu sene  takımda nerdeyse 7-8 tane portekizli var:) en golcü oyuncumuz atleticodan kiralık gelen Pizzi ve tahmin edin, portekizli:) ilk yarı bitince , segundada şampiyon yapan hoca Oltra ya teşekkür edip yolladık. yerine gelen Domingos Paciência nereli? neyse yazmıyorum eşek değilsiniz tahmin edersiniz :) )
La o değilde, sen git Barcelona ya bi maçta 4 gol at, ama karşılığında 5 gol ye, yenil:) Twitter da ne gündem olmuştu ama:)
Du bakalım şimdilik bu kadar yazasım geldi, aklıma bişeyler geldikçe eklerim yazıya. Kalın sağlıcakla..
*Bahsettiğim Deportivo taraftar sitesi: http://deportivo-la-coruna.com/page.php
*Yıl yıl formaları da aynı sitede var ama direkt link vereyim:  http://deportivo-la-coruna.com/page.php?cid=31

25 Şubat 2013 Pazartesi

Akıncılar Üzerine..


“Genç insan denilince aklıma, ilk önce akıllı; akıllı olunca imanlı, imanlı olunca da edepli insan geliyor. Çünkü genç insanın bu şekilde düşünülüp değerlendirilmesi gerekiyor… Senin vazifen, beynelmilel Siyonist mihraklarının ve yerli işbirlikçilerinin oyununu bozmak ve ona alet olmamaktır..
Yukarıda ki tanım, kendisini Akıncılar’ın (AK GENÇLİK) ilk ve son Genel Başkanı olarak ifade eden T.Rıza Çavuş’a ait. 
1970’lerden itibaren ülkemizin içine düşürüldüğü “Kardeş Kavgası”özellikle gençler arasında çok hızlı bir şekilde yayılmış, kendilerini “kurtarıcı” rolüne soyunduranların teşvikleriyle kamplaşmalara başlamışlardı. Solcular “ülkeye faşizm geliyor” sağcılar ise “komunizm geliyor” endişesi ve kaygısı ile eylemler yapıyor, birbirlerine kurşun sıkıyorlardı. Bu noktada, “İslamcılar” diye tarif edilen ve Üstad Necip Fazıl’ın “Mukaddesatçı Gençlik” diye isimlendirdiği bir gençlik yapılanması vuku buldu. İçinde taşıdıkları vatan ve millet aşkı ve yüce İslam dinine olan imanları ile ülkenin bir çıkmaz sokakta sürüklendiğini görüyorlardı.
Diğerlerinin aksine sokak hareketlerinden uzak kalmak istemeleri ve gençliğin savrulmakta olduğu çıkmaz sokaklara girmeden, kültürel ve sportif çalışmalarla ülkesine ve milletine daha faydalı olabilecekleri düşüncesinden hareketle Akıncılar Kültür Spor Derneği adı ile 1975’te faaliyetlerine başladılar. Daha sonra bir çok yerde benzer derneklerin kurulması ile Ankara’daAkıncılar Derneği adı altında birleştiler. Söyledikleri tarzda hareket ettiler, bugün de dahi kendi içlerinden yetiştirdikleri bir çok isim arasında Başbakan,milletvekilleri ve belediye başkanları çıkardılar. Bakın kuruluş gayesinde ne diyorlar: “Mevcut anarşik ortamdan gerek kendilerini gerekse gençleri kurtarmak, maddi ve manevi yönden üstün meziyetli bir gençlik yetişmesine yardımcı olmak ve bu yönde çalışmalar yapmak..”
1979 Yılında bir provokasyon sonucu kapatılsa da Mart 1980’de bu kez Akıncı Gençler Derneği (AGD) adıyla yeniden kuruldu. Ne yazık ki 12 Eylül darbesinden sonra bu dernekte kapatıldı.
Bugün çok daha iyi anlaşılmıştır ki Akıncılar, 1970-1980 arası bu ülkedeki kardeş kavgasından gençleri uzak tutmuş, oynanmakta olan bu oyunu fark etmesiyle büyük felaketlerin önüne geçmiştir. Bir çok araştırmacıya göre 12 Eylül öncesi gençlik hareketlerinin tamamı anarşi ve terör içinde olmakla suçlansa da  Akıncılar bütün güçleri ve varlıklarıyla bunun dışında kalmış,kardeş kavgasına karışmamıştır.

Günümüzde ise aynı mefkure ile hareket eden başka Akıncılar var. İsimleri de aynı: AK GENÇLİK!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu Ak Parti’nin Gençlik Kolları yapılanması kendini bu isimle ifade ediyor. Ne kadar da güzel tevafuk. 
Tabi ağabeylerine göre çok daha büyük avantajları var bugünkü Ak Gençliğin. En önemlisi ülke şartlarında gençler arasında kaos ve terör olaylarına rastlamıyoruz. Bu yüzden de amaçlarına çok daha fazla yoğunlaşabiliyorlar. Salt seçim faaliyetlerinde kullanılan yöntemlerin haricinde bir çok sosyal konu ile ilgileniyor, çevresi ve yaşadıkları coğrafyaya yararlı işler sunabilmenin endişesini taşıyorlar. 
Mensubu olduğum Ak Parti Gaziosmanpaşa Gençlik Kolları bünyesinde de bu doğrultuda bir çok program gerçekleştirildiğini söyleyebilirim. Suriye de kan ve gözyaşı başladığı anda ülkemize sığınan mültecilere yönelik kampanyalar düzenlenerek kamyonlar dolusu giyecek ve çocuklara oyuncak gönderildi mesela. Ya da Afrika’da kuraklık sürerken Ramazan ayında yardım kampanyaları düzenlendi, bir nebze de olsa destek olunan insanların olduğunu bilmek yetti çaba gösterenlere. İlçemizde oturan kimsesi olmayan yaşlılara ziyaretler yapıldı,götürülen bir kutu çikolata ve edilen sohbetler ile gönülleri alındı.

Şahsıma göre en önemlisi ise Avrupa Birliği Projesi hazırlanarak Gaziosmanpaşa-Yenimahalle’de bir Deprem Gönüllüleri Ekibi kurulmasına ön ayak olundu, eğitimleri verildi, sertifikalar alındı. Lütfen söyleyiniz bu saydıklarımın hangisinde bir seçim yatırımı düşüncesi olabilir? Hangisinde ucuz tabirle oy hesabı yapılmış olabilir? 

Ak Parti Gaziosmanpaşa Kurucu İlçe Gençlik Kolları Başkanı Fatih Aydemir ve ekibi,sonrasında görev alan Kerim Koç ve ekibi, Tuncay Topçu ve ekibinin ardından İlçe Başkanlığı görevini 4 yıldır başarı ile yürüten Sn.Eray Karadeniz ve ekibi, bu çalışmaları sayesinde Cenab-ı Allah’ın rızası yolunda hareket ettiklerinin ben yakınen şahidiyim. Sizlerin de bilmesini isterim. 
Adım gibi eminim ki, 1980 öncesi AK GENÇLİK, 2000 li yılların AK GENÇLİĞİ ile iftihar ediyordur. Ne mutlu onlara ki güzel ahlak ve iman sosuyla bezenmiş milli-manevi mefkurelerini emanet edip güvenebilecekleri gençler hala var. 
Arif Nihat Asya ne güzel söylemiş Fetih Marşı’nda :

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin…Millet yürüyecek arkandan!